Ziya Paşa ve Terkib-i Bend: Günümüze Işık Tutan Unutulmaz Beyitler
📦 Arşiv Notu: Bu yazı, dijital yolculuğumun ilk yıllarında kaleme aldığım ve çok değer verdiğim içeriklerden biridir. Sitemi bir profesyonel portfolyoya dönüştürürken, hem bu kültürel mirası korumak hem de sadık okuyucularımı hayal kırıklığına uğratmamak adına bu içeriği modernize ederek arşivimde tutmaya karar verdim. Keyifli okumalar!
Category:
Edebiyat, Arşiv
Author:
Emre Şanlı
Read:
8 min
Location:
Istanbul
Date:
Jan 4, 2026

Ziya Paşa ve Terkib-i Bend: Hayatın, Eğitimin ve Kaderin Şifreleri (Bölüm 1)
Tanzimat edebiyatının "üç atlısı"ndan biri olan Ziya Paşa (1825–1880), Türk edebiyatında hikemî (filozofça, öğretici) tarzın en büyük temsilcilerindendir. Onun şiirleri sadece edebi bir metin değil; toplumsal birer reçete, her biri atasözü kıvamına gelmiş hayat dersleridir. Bu yazı dizimizde, Paşa’nın kült eseri Terkib-i Bend'i tüm unutulmaz beyitleriyle mercek altına alıyoruz. Ziya Paşa’nın Şiir Dünyası: Hikmet ve Gerçekçilik Ziya Paşa, döneminin birçok şairinin aksine lirik temalara (aşk, şarap, sevgilinin güzelliği) mesafeli durmuştur. O daha çok; Felsefi ve metafizik meseleler, Ahlaki erdemler, Toplumsal aksaklıklar ve halkın eğitimi üzerine yoğunlaşmıştır. Eserlerinde halkın ortak mirası olan atasözlerini kendi üslubuyla işleyerek, okumamışından lise mezununa kadar her kesimin hafızasına kazınacak beyitler üretmiştir. Terkib-i Bend’in Yapısı Bu dev şiir, toplam 12 bentten oluşur. 10. bendi 10 beyit, diğer bentleri ise 11’er beyittir. Toplamda 131 beyitlik bu uzun yolculuğun özellikle 4, 5, 9 ve 10. bentleri, toplumsal belleğimize "vecize" olarak kazınmıştır. 1. Eğitim, Nasihat ve Disiplin Üzerine Ziya Paşa denince akla gelen, öğretmenlerden ustalara kadar herkesin dilinde olan o meşhur beyit, disiplinin sınırlarını çizer: "Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir" Anlamı: Nasihat ile yola gelmeyeni azarlamalı; azarla da düzelmeyenin hakkı cezalandırılmaktır. 2. Hayatın Keyfi ve Geçiciliği Paşa, hikemî tarzına rağmen hayatın tadını çıkarma ve dünyanın faniliğini kabullenme noktasında rindâne (dünya işlerini boş veren) bir tavır da sergiler: "İç bade güzel sev var ise akl u şu’ûrun Dünya var imiş ya ki yoğ olmuş ne umûrun" Anlamı: Eğer aklın ve bilincin varsa hayatın tadını çıkar; dünya varmış yokmuş, dert etme. Hemen ardından, gecenin sonundaki o hüzünlü gerçeği şu beyitle pekiştirir: "Cânan gide rindân dağıla mey ola rîzan Böyle gecenin hayr umulur mu seherinde" Anlamı: Sevgili gitse, dostlar dağılsa, şarap dökülse… Böyle bir gecenin sabahından artık ne hayır umulur? 3. Karamsarlık ve Dünya: Bir Çile Diyarı Ziya Paşa’nın karakterindeki en belirgin özelliklerden biri karamsarlıktır. Ona göre dünya, bir imtihan ve dert yeridir. Talihsiz bir insanın bu dünyada mutlu olması imkansız gibidir: "Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan" Anlamı: Gökyüzünden yağmur yerine inci ve mücevher yağsa bile, talihsiz olanın bahçesine tek bir damla bile düşmez. Dünyanın fani ve dertli yapısını şu sarsıcı beyitlerle devam ettirir: "Bir katre içen çeşme-i pür-hûn-i fenâdan Başın alamaz bir dahi bârân-ı belâdan" Anlamı: Bu ölümlü dünyanın kan dolu çeşmesinden bir yudum su içen (dünya nimetinden tadan), bir daha başını dert ve belâ yağmurlarından kurtaramaz. Paşa, bu düşüncesini bir adım öteye taşıyarak huzur arayanlara şu radikal tavsiyeyi verir: "Asude olam dersen eğer gelme bu cihâna Meydâna düşen kurtulamaz seng-i kazâdan" Anlamı: Eğer gerçekten huzurlu ve sakin olmak istersen bu dünyaya hiç gelme; çünkü bu hayat meydanına bir kez düşen, kaza taşlarından (beklenmedik dertlerden) kurtulamaz. Bölüm 1'in Sonu. Ziya Paşa’nın dünyaya, eğitime ve kadere bakışını en net şekilde yansıtan bu beyitlerle ilk adımı attık. 2. bölümde, Paşa’nın devlet yönetimi, güç, saltanat ve liyakat üzerine kurduğu, "Ayinesi iştir kişinin" gibi dillerden düşmeyen eleştirilerini inceleyeceğiz.

Ziya Paşa ve Terkib-i Bend: Güç, Saltanat ve Liyakat (Bölüm 2)
Ziya Paşa, sarayda görev yapmış, padişah ve sadrazamlarla yakın çalışmış, sürgünler görmüş ve yüksek mevkilerde bulunmuş bir isimdir. Bu tecrübe, onun şiirlerine sadece edebi bir değer değil, aynı zamanda derin bir siyasetname ve sosyolojik gözlem niteliği katar. 1. Gücün Geçiciliği: Taht-ı Süleyman ve Fanilik Paşa, dünyanın maddi zenginliğine ve geçici rütbelerine kapılanları uyarır. Dünyevi hırsların ölüm karşısındaki çaresizliğini şu iki beyitle özetler: "Dehrin ne safâ var acaba sîm ü zerinde İnsan bırakır hepsini hîn-i seferinde" Anlamı: Dünyanın altınında ve gümüşünde ne mutluluk olabilir ki? İnsanlar ahiret yolculuğuna çıkarken bunların hepsini geride bırakır. Halk arasında "Dünya Sultan Süleyman’a bile kalmamış" sözünün edebi karşılığı olan şu beyit, ihtişamın sonunu en çarpıcı şekilde anlatır: "Seyretti havâ üzre denir taht-ı Süleyman Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde" Anlamı: İslâm mitolojisine göre rüzgârlara ve kuşlara hükmeden Hz. Süleyman’ın gökyüzünde uçan tahtından bile bugün yerinde yeller esiyor. 2. Ham Hayaller ve Liyakat Eleştirisi Ziya Paşa, kendi sorumluluklarını yerine getirmeyip gerçekleşmesi imkânsız hayaller peşinde koşan liyakatsiz yöneticileri ve âlimleri sert bir dille eleştirir: "Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde" Anlamı: Birçok acemi müneccim (astrolog) gökyüzünde yıldızlara bakıp geleceği görmeye çalışırken, önündeki kuyuyu fark etmeyip içine düşer. Bu beyit, kendi işini yapmayıp büyük hayallerle gülünç duruma düşenleri tarif eder. 3. İcraat ve Karakter: "Ayinesi İştir Kişinin" Geldik Ziya Paşa’nın belki de en meşhur, günümüzde iş dünyasının altın kuralı haline gelmiş o meşhur beytine: "Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" Anlamı: Kişinin aynası yaptığı iştir, lafa bakılmaz; bir insanın aklının seviyesi ancak ortaya koyduğu eserde görünür. Paşa, sadece konuşan ama icraat yapmayan, başkalarına akıl verirken kendi hayatı düzensiz olanları şöyle hicveder: "Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât Bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde" Anlamı: Dünyaya laf ile çekidüzen vermeye çalışanların evlerine baksanız, bin türlü ihmal ve düzensizlik görürsünüz. 4. Sadakat, Doğruluk ve Sabır Karamsar biri olmasına rağmen Ziya Paşa, inancını ve vatana sadakatini asla kaybetmemiştir. Zorluklar karşısında doğruluğun kazandığına dair şu unutulmaz öğütleri verir: "İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrah Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah" Anlamı: İnsan kötü muamele görse veya tiksinti verici olaylarla karşılaşsa bile sadakatten ayrılmamalıdır; Allah her zaman doğruların yardımcısıdır. Tevekkülün ve sabrın önemini ise şu beyitle pekiştirir: "Allah’a tevekkül edenin yaveri Haktır Nâşad gönül bir gün olur şâd olacaktır" Anlamı: Allah’a inanıp güvenenlerin yardımcısı Hak'tır; bugünün mutsuz gönülleri elbet bir gün mutluluğa erecektir. Son olarak, sessiz ve yumuşak huylu insanların sabrı taştığında neler olabileceğine dair bir uyarı niteliğindeki atasözü kıvamındaki beytini ekler: "Allah’a sığın şahs-ı halîmin gazabından Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir" Anlamı: Yumuşak huylu kişinin öfkesinden Allah’a sığın; unutma ki yumuşak huylu atın çiftesi çok sert olur. Bölüm 2'nin Sonu. Bu bölümde gücün geçiciliğini, karakterin önemini ve dürüstlüğün ödülünü Ziya Paşa’nın kaleminden inceledik. 3. ve son bölümde, sosyal adaletsizliğe yapılan "Milyonla çalan..." eleştirisini, meşhur "Eşek ve semer" benzetmesini ve Batı taklitçiliğine yönelik sert hicivleri ele alacağız.

Ziya Paşa ve Terkib-i Bend: Adalet, Toplumsal Çürüme ve Batı Taklitçiliği (Bölüm 3)
Ziya Paşa, hayatı boyunca haksızlıklara karşı duruşu nedeniyle pek çok bedel ödemiş bir fikir adamıdır. Onun toplumsal eleştirileri, sadece kendi devrini değil, insanlık tarihinin değişmeyen çelişkilerini de kapsar. 1. Sosyal Adaletsizliğe Başkaldırı Ziya Paşa, her devirde görülen hukuk ve adalet arasındaki uçurumu, çerçevelenip her duvara asılması gereken şu beyitle ölümsüzleştirmiştir: "Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz Birkaç kuruşu mürtekibin cây-ı kürektir" Anlamı: Milyonları çalanlar yüksek ve şerefli mevkilerde başı dik, alnı açık şekilde gezerken; birkaç kuruş çalan hırsız ise kürek cezasına çarptırılıp zindanlarda sürünür. Paşa, toplumdaki bu derin yarayı Victor Hugo’nun Sefiller romanındaki Jean Valjean trajedisiyle eşdeğer bir çarpıcılıkla yüzümüze vurur. 2. Karakter ve Asalet: Üniforma İnsanı Değiştirir mi? Milletimizin ruh asaletine önem verdiğini belirten Paşa, dış görünüşün veya makamın insanın özündeki kötülüğü örtemeyeceğini şu ikonik benzetmeyle anlatır: "Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma Zer-dûz palan vursan eşek yine eşektir" Anlamı: Kötü asıllı, karakteri bozuk birine üniforma giydirmek ona soyluluk vermez; eşeğe altın işlemeli semer de vursanız, eşek yine eşektir. 3. Toplumsal Çürümenin Anatomisi: "Yeni Çıktı" Terkib-i Bend’in 10. bendi, Ziya Paşa’nın toplumsal yozlaşmaya dair en sert hicivlerini içerir. Paşa, "yeni çıktı" diyerek aslında kökleşmiş ve adeta kangren olmuş sorunlara dikkat çeker: Liyakatsizlik ve İhanet "İkbâl için ahbabı siayet yeni çıktı Bilmez idik evvel bu dirayet yeni çıktı" Anlamı: Yüksek mevki ve ikbal için dostlarını arkadan çekiştirip gammazlamak yeni çıktı; eskiden bilmezdik, bu türden "hünerler" yeni moda oldu. Namusun Bitişi ve Sözde Sadakat "Sirkat çoğalıp lâfz-ı sadâkat modalandı Nâmus tamam oldu hamiyyet yeni çıktı" Anlamı: Hırsızlık artarken "sadakat" sözü dillerde moda haline geldi; gerçek namus bitti, şimdi sahte bir "vatanseverlik" (hamiyet) türedi. Dostu Düşmana Şikayet "Düşmanlara ahbâbını zemm oldu zerafet Dildardan ağyâra şikâyet yeni çıktı" Anlamı: Düşmanlara dönüp kendi dostlarını kötülemek bir incelik (zerafet) sayılır oldu; gönül dostlarını yabancılara şikayet etmek yeni çıktı. Doğruya Nefret, Haine Hürmet Paşa, liyakat zincirinin nasıl koptuğunu şu beyitlerle haykırır: "Sâdıkları tahkir ile red kaide oldu Hırsızlara ikram ü inayet yeni çıktı" Anlamı: Allah’a ve vatanına sadık olanları aşağılayıp reddetmek bir kural halini aldı; hırsızlara ikramda bulunup onları korumak yeni çıktı. "Hak söyleyen evvel dahi menfur idi gerçi Hainlere amma ki riayet yeni çıktı" Anlamı: Gerçi eskiden de doğruyu söyleyen sevilmez, ondan nefret edilirdi; ama hainlere saygı göstermek, onları koruyup emirlerine uymak yeni çıktı. 4. Batı Taklitçiliği ve Kimlik Kaybı Paşa, kendi milletini ve değerlerini küçük görüp yabancılara hayranlık duyanları şu sert beyitle eleştirir: "Milliyeti nisyan ederek her işimizde Efkâr-ı Frenge tebaiyyet yeni çıktı" Anlamı: Her işimizde kendi milli kimliğimizi ve şahsiyetimizi unutarak, Avrupalıların fikirlerine körü körüne uymak yeni çıktı. Sonuç: Ziya Paşa’nın Zamansız Haykırışı Ziya Paşa, tüm bu çarpıklıkları ve yaşadığı hayal kırıklığını, adeta tüm yazı dizimizin özeti olan şu hüzünlü beyitle bitirir: "Eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık Zîra ki ziyan ortada bilmem ne kazandık" Anlamı: Eyvah, bu hayat oyununda bizler yine yandık; zararımız apaçık ortada ama bu süreçte ne kazandık, hiç bilmiyorum. Ziya Paşa’nın Terkib-i Bend’i, 150 yıl öncesinden bugüne tutulan bir aynadır. Onun dürüstlükten, adaletten ve karakterden yana olan bu zamansız haykırışı, her devirde rehberimiz olmaya devam edecektir.


